PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : merakımı gidermek istiyorum!!!!


meçhul
06-27-2009, 09:15 PM
arkadaşlar altının ve gümüşün yaydığı frekans aralığı nedir ?bilen var mı ?belkide bulundu !!!ne dersiniz bu konuda yurt dışında özellikle ABD yakınları olanların araştırmalarını istirham ediyorum.merakımı gidermek istiyorum bu konudaki açlığım hat safada !!!!her ne kadar degişik yöntemlerle, işaretlerle bulunuyor olsada istiyorumki cihazı araziye tabanca gibi tutalım o bize yönü göstersin malın üzerine geldiğimizde derinliğini gösteren bir cihaz yapmak istemekteyim.size ilğinç bir anekdot anlatayım ege bölgesinde yaşanmış gerçekten bu olayı yaşayan bir arkadaştan alıntıdır;olay şu, ABD den gelen bir profesör tencere kapağı gibi tabancanın(buradaki gerçek tabanca degil el tutamağı olan manasında en yakın ve anlaşılabilir manasında kullandım) ucuna takılmış bir cihazı araziye yönlendiriyor çanak anten gibi arazide dönerek yönü buluyor o yönde ilerledikçe ses artıyor.tam hedefin üzerinde kendini kilitliyormuş. bu olayı yaşayan arkadaş gözleri ile şahit olmuş bulan profesör ve onun arkadaşı bir daha o bölgeye uğramamışlar istanbulda olduğunu çok zengin ve varlıklı yaşadığını söyledi.bu konuda çalışmalarını yayınlamak isteyen arkadaşlarıma,çalışma yapanlara emeğine saygı duyacağım insanları tanımaktan onur duyarım.saygılarımla emi:cool::cool:

ozooo
06-27-2009, 09:47 PM
arkadaşlar altının ve gümüşün yaydığı frekans aralığı nedir ?bilen var mı ?belkide bulundu !!!ne dersiniz bu konuda yurt dışında özellikle ABD yakınları olanların araştırmalarını istirham ediyorum.merakımı gidermek istiyorum bu konudaki açlığım hat safada !!!!her ne kadar degişik yöntemlerle, işaretlerle bulunuyor olsada istiyorumki cihazı araziye tabanca gibi tutalım o bize yönü göstersin malın üzerine geldiğimizde derinliğini gösteren bir cihaz yapmak istemekteyim.size ilğinç bir anekdot anlatayım ege bölgesinde yaşanmış gerçekten bu olayı yaşayan bir arkadaştan alıntıdır;olay şu, ABD den gelen bir profesör tencere kapağı gibi tabancanın(buradaki gerçek tabanca degil el tutamağı olan manasında en yakın ve anlaşılabilir manasında kullandım) ucuna takılmış bir cihazı araziye yönlendiriyor çanak anten gibi arazide dönerek yönü buluyor o yönde ilerledikçe ses artıyor.tam hedefin üzerinde kendini kilitliyormuş. bu olayı yaşayan arkadaş gözleri ile şahit olmuş bulan profesör ve onun arkadaşı bir daha o bölgeye uğramamışlar istanbulda olduğunu çok zengin ve varlıklı yaşadığını söyledi.bu konuda çalışmalarını yayınlamak isteyen arkadaşlarıma,çalışma yapanlara emeğine saygı duyacağım insanları tanımaktan onur duyarım.saygılarımla emi:cool::cool:


s.a ustam hayırlı geceler evet gercekten herkez ister ki bir makinası olsun ve sadece altına gitsin ama böyle bir sistem yok olsaydı zatten DEFİNE DİYE BİRŞEY klamazdı ama bilgi paylaşmak güzeldir ama paylaşılan bilgiyede yorum yapmak tat tuz veriri bende size bir örnek vereyim RUS ÇEÇEN ŞAVAŞINDA RUSLAR BİR GÖZLÜK GELİŞTİRDİ MERCEK KADEMELİ HER MERCEK KADEMESİ 2METRE YERALTINDAKİ DÜŞMANI VE TUNELLERİ KESFETMEK İÇİN lakin suan el altından 80milyara bu gözlük define aleti olarak satılıyor? sonra yapmışlar bir cubuk içine ne koyarsan ona gidermiş mantıgınız alıyormu allah aşkına arkadaşlar

[Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.] yitem


[Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.]
[Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.] 7a

arkadaşlar yanlış anlaşılmasın bende isterim birşeyleri paylaşmak yararlı olmak ama gören gözde klavuz istemez arkadaşlar he sakın sanmayınki ben makinaları övüyom hergüzelin bir kusuru olur yanlış birşey yazdıysamm affola

istihkam
06-27-2009, 10:26 PM
sevgılı mechul kardesım;
bılımsel arastırmalar gostermıstırkı toprak altında bulunan her metal maddenın bır REZONANS ( toprak altında bulunan bır cısmın yeryuzune yaydıgı manyetık alan yada bır cısımle toprak altında bulunan bır metalın ıletısım kurdugu aralık ) degerı vardır. bu deger toprak yuzeyı ıle cısım arasındakı aralıktır.
toprak altındakı cısmın mıktarı buyuklugu bu manyetık etkılesım mesafesını degıstırır.
ornegın;
elınde bulunan elınde tuttugun cıhaz ıle toprak altındakı altını etkılesıme ( cekıme ) sokmak ıstıyorsun dıyelım,
bazen dık bır yuruyus bu ıkı elementle etkılesım kurmaya yetecegı gıbı bazen olurkı ordek yuruyusu dahı yapman gerekebılır.
bu yuruyusun tarzını aranan madddenın derınllıgı ve mıktarı etkıler.

sevgılı kardesım bu konu benımde kafamı kurcalamıs ve derın bır arastırma ıcıne gırmıs ve bır cok kaynak elde etmısımdır ancak;
hıc bır kaynakta belırgın bır sekılde altının etkılesım aralıgı net bır sekılde verılmemıs bu konu ancak bu cercevede arastırmalarda bulunan degerlı sahsıyetlerden arastırma gorevlılerınden ogrenılebılır.

meçhul
06-27-2009, 10:51 PM
haklısınız amaaa.!neden bütün cevherlerin yaydığı frekans aralıkları varken altının (cu) neden yayınlanmamış?
kadınlara yarar sağlayan, erkeklerin spermine zararı olan,erkeğe takması yasak olan bu madeni ısrarla arştırırsak mutlaka aramızdan ne cevherler çıkacaktırki çözüme ulaşalım.umutsuzluğa sevk etmeyelim ümit ümidi ümit edenlerindir.gerçekçi olalım sağlıklı düşünelim emi:cool::cool::cool:

ozooo
06-27-2009, 11:17 PM
haklısınız amaaa.!neden bütün cevherlerin yaydığı frekans aralıkları varken altının (cu) neden yayınlanmamış?
kadınlara yarar sağlayan, erkeklerin spermine zararı olan,erkeğe takması yasak olan bu madeni ısrarla arştırırsak mutlaka aramızdan ne cevherler çıkacaktırki çözüme ulaşalım.umutsuzluğa sevk etmeyelim ümit ümidi ümit edenlerindir.gerçekçi olalım sağlıklı düşünelim emi:cool::cool::cool:


S.A hakikatten burası doğru meçhul ustanın dedigi kadına faydası erkege zararı var ve erkegin takması haram neden bunlar araştırılmalı aslında kadına sagladıgı fayda erkege verdigi zararların nedeni? diger bir konuda altının yaydıgı gaz neden zehirli oluyorda işlendiginde o zehri yaymıyor? haklı oldugunuz konular çok biz altına hep para gözüyle bakdıgımız için olsa gerek bu araştırmalara gerek duymadık galiba sagol buarada açıklamaların için tşkler

istihkam
06-27-2009, 11:23 PM
ozooo kardesım:
altının yer yuzune yaydıgı manyetık alanın yukseklıgı ne kadardır ( topraktan yuzeyınden ne kadar yuksege ulasır )

sıze soruyorum cunku bu ısın uzmanı sızsınız kardesım konuyla ılgılı bılgınız yok ıse bır zahmet ogrenebılrımısınız


[Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.] ([Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.])

ozooo
06-27-2009, 11:39 PM
ozooo kardesım:
altının yer yuzune yaydıgı manyetık alanın yukseklıgı ne kadardır ( topraktan yuzeyınden ne kadar yuksege ulasır )s.a valla araştırmadım ama bildigim kadarıyla


s.a valla ölçmedim hiç:) ama ögrenilemiyecek bilgilerde degil ve altının kullanıldıgı çok yer var mesela elektronıkde kızılötesi ve nsa da ve dahası altın dedinmi adamın aklına ilk gelen para oluyor:)
Altın ayrıca endüstri ve bilimde de kullanılır, örneğin, iyi bir elektrik ileticisi olduğundan, elektrik ve elektronik devrelerinde kullanılır. Altın bazen cam yapımında da kullanılır. Cama katılan altın, ısı ışınları olan kızılötesi ışınların %98′ini yansıtır. Böylece kapalı yerlerin ısınmasını büyük ölçüde önler ve daha az havalandırma gereksinimi duyulmasını sağlar. Isı ışınlarının geçmesini önlerken, ışık ışınlarının tümünün geçmesini sağlar. Böylece aydınlatmada olumsuz bir etkide bulunmamış olur. Ayrıca, Güneş ışınımlarının yol açtığı yüksek ısıdan korumak amacı ile A.B.D’nin yaptığı uzay araçlarında ince bir tabaka altın kullanılmaktadır.

istihkam
06-27-2009, 11:46 PM
bahsettıgım konuyu arastırı ve bılgılendırırsenız sevınirim kardesım.

s.a

acemişansı
06-27-2009, 11:47 PM
s.a. saygıdeğer meçhul ustam .öncelikle şunu belirtmek isterim ki aldığın sorumlulukların bilincinde olarak her olaya yaklaşımın mutlak farklı oluyor. dedektör alan tarana sonar radar gibi cihazların temel çalışma prensibi etki tepki bağlantısı ile geçerlidir
maddelerin duyarlı oldukları frekans aralığı vardır
bu her madde için farklıdir
bende bu konuda araştırmalar yapmıuştım çeşitl bilgilere de ulaştım ancak olayın teknik eğitimini almadığımdan düşüncelerim ve fikirlerim hep teori olarak kaldı. altının dalga boyu yada altının dalga boyu aralığı adı altında internette çeşitli hazırlanmış tezler ve açıklanmış bilgiler mevcuk şu an itiberi ile sana şunu diyebilirim rakamlar net ve doğrudur .... altının galga boyu aralığı 400 ila 760 nano metre dir ancak bunu nasıl bir cihazla okuruz ...bilsem ... acaba söylermiydim şaka... bunu ancak üniversite de bu işin eğitimini alanalar aramızda varsa bize yardımcı olabilirler.. saygılarımla

ozooo
06-27-2009, 11:49 PM
ozooo kardesım:
altının yer yuzune yaydıgı manyetık alanın yukseklıgı ne kadardır ( topraktan yuzeyınden ne kadar yuksege ulasır )

sıze soruyorum cunku bu ısın uzmanı sızsınız kardesım konuyla ılgılı bılgınız yok ıse bır zahmet ogrenebılrımısınız


[Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.] ([Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.])

s.a valla birşey anlamadım konuyla ilgili bilginiz yok ise bir zahmet ögrenebilirmisiniz ?

bakın bir deney yapın evde enufak saksılardan 2adet içinde cicekli olanlardan alın hani 1ytl satılanlar varya birinin içine altın digerinin içine demir koyun tam 1 hafta sonra hem bitkilere bakın hemde termometre ile resmen topraga ölçün eşit zamanlarda lakin toparak karışında fark edecektir mesela her toprakta hep aynı seviyeli sinyali vermez ben sinyal denemelerini osilaskop ile yapıyorum hem dedöktör hemde yaydıgı singalleri ama toprak altında cismin büyüklügünden ve toprak yapısına kadar bir çok faktör vardırki bunlarda etkidir Altının çok yumuşak olması, mücevher yapımında tek başına kullanılması olanağını kısıtlar; genellikle bir başka metalle karıştırılarak kullanılır yapımı ile işlenmesi farklıdır şimdi şunu anlamadım siz toprakdan yaydıgı singalimi merak ediyorsunuz? benmi yanlış anladım? kusura bakmayın

ozooo
06-27-2009, 11:59 PM
s.a
Toprakların mineraller ve nem kombinasyounundan oluşan değişken yapıları vardırki bunlar hem altının büyüklügü ve toprak altında kalma suresine göre ve toprakta olmak üzere farklılık gösterir
mesela alttaki grafiklerde göründügü gibi


[Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.] ([Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.])

[Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.] ([Linkleri Görmek için Üye Olmalısınız.])

KOMAGENA
06-28-2009, 12:18 AM
.... altının galga boyu aralığı 400 ila 760 nano metre dir .........arkadaşlar bildiğim kadarı ile size şu tüyoyu verebilirim.bu bahsedilen 400 ila 760 nano metre denilen değer altının değil içindeki bakırın yaydığı dalga boyutudur.:)çünki altın asil madendir asla üstüne gönderilen dalgayı sana iletmez emer.eh artık sizde buna göre düşüncenizi ona göre yönlendirin saygılar

acemişansı
06-28-2009, 12:32 AM
Uzaktan Algılama Ve Coğrafi Bilgi Sistemleri
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Nuretdin Kaymakcı ve Doç. Dr. M. Lütfi Süzen üzerinde çalıştıkları “Uzaktan Algılama Sistemleri ve Coğrafi Bilgi Sistemleri” sayesinde yeryüzündeki mineralleri, her bir mineralin uydulara yerleştirilmiş algılayıcılara (sensör) gelen yansıma ve emilme değerlerini kullanarak tanımlayabiliyor ve yer yüzündeki yayılımlarını haritalayabiliyorlar. Kaymakcı ve Süzen, uyguladıkları bu yöntemle çok uzun yıllar süren tanımlama ve haritalama işlemini çok kısa zamanda, ucuza ve ülke sınırlardan bağımsız bir şekilde gerçekleştiriyorlar.

Uydu teknolojilerindeki gelişmeler farklı akademik disiplinleri de etkiliyor. ODTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Kaymakcı ve Doç. Süzen uydu teknolojilerini kullanarak yeryüzünün bir kaç milimetre ile santimetre derinliğine kadar yayılım gösteren minerallerin tanımlanması ve haritalanması için yeni yöntemler geliştirip, konuya yabancı kullanıcıların ve karar vericilerin de tanımlama ve haritalama sistemini kullanabilmesi için yeni metot ve algoritmalar geliştiriyorlar. Konu ile ilgili yanlış anlamaları önlemek ve uydu teknolojileri hakkında yanlış algıları düzeltmek için Kaymakcı, uydu teknolojileri ile yeraltındaki herhangi bir şeyi doğrudan belirlemenin olasılığı olmadığını belirterek, bulduklarını iddia edenlerin de ya gerçeği yansıtmadıklarını veya uzaktan algılamanın bir başka boyutu olan ve yaklaşık yüz yıldır kullanılan sismik ve diğer jeofizik yöntemleri kastettiklerini belirtti. “Genel olarak uzaktan algılama, doğrudan temas olmadan bir objenin tanımlanması demektir. Bu amaçla, elektromanyetik spektrum, ses dalgaları, sismik titreşimler, elektromanyetik dalgalar, malzemenin elektrik geçirgenliği gibi ortamlar kullanılır. Uydu uzaktan algılama sistemlerinde ise sadece görünür ışığı da içeren elektromanyetik spektrum (EMS) kullanılır. EMS bir çok katı maddeden ve yeryuvarını oluşturan kaya ve topraktan geçemez, dolayısıyla yer altını görmemize bir katkı sağlayamaz. Sadece uzun dalga boyundaki radar dalgaları (mikrodalga) kuru ve gevşek kum zeminde (çöl kumulları gibi) bir kaç on metre yer altını gösterebilir, o kadar.”

Kaymakcı ve Süzen madenlerin ve petrolün belirlenmesi işleminin dolaylı verilerin kullanılması ile de mümkün olduğunu belirttiler. Örneğin altının doğrudan belirlenmesinin mümkün olmadığını fakat bir altın madeni yatağının belli bir jeolojik prosese ve modele bağlı olduğunu ve bu prosesin yüzeyde bir aykırılık (anomali) yarattığını, dolayısıyla, altın madenin belirlenmesi için doğrudan altının değil fakat altın yatağının yarattığı aykırılıkların belirlenip haritalanması gerektiğini söylediler. Bu haritalama işleminden sonra buluntuların daha detay çalışmalara ve jeolojik modellere uygunluklarını maden yatakları konusundaki uzmanlarla birlikte yaptıklarını ifade ettiler.

Süzen, ayrıca kimi zaman yeraltında bulunan bazı madenlerin yüzeydeki bitkileri etkilediğini ve bitkiler üzerindeki bu etkinin uydu uzaktan algılama sistemleri ile belirlenebileceğini böylece madenlerin yerinin bulunmasında kullanıldığını belirterek, “Biz uydu teknolojileri ile direk yollardan olmasa da dolaylı bir şekilde aranan mineralin nerde bulunabileceğini tahmin etmeye çalışırız” dedi.

Süzen şöyle konuştu:

“Mineral haritalaması yapmaktaki ana amacımız yüzyıllardır yerden yapılan klasik harita yöntemleriyle oluşturulan haritaların üretilme zamanını kısaltmak. Böylece daha ucuza, daha kısa zamanda, daha ekonomik ve çok büyük alanlarda, insanların kolaylıkla gidemeyeceği dağlık alanlar ya da politik sınırlar olmadan çalışabiliyorsunuz. Yeterli miktarda para, donanım, zaman, izin olsa uydu teknolojileri olmadan da bu işi yapabilirsiniz, zaten yapıla gelmekte idi. Biz bu süreyi ve zamanı kısaltarak madenleri hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırmaya çalışıyoruz”.

Kaymakcı da araziye gidildiği zaman kullanılacak en önemli sensorun araştırmacının gözü olduğunu vurgulayarak, elektromanyetik spektrumun gama dalga boyundan başlayıp radyo-televizyon dalgalarına kadar değişen değişik dalga boylarında yayıldığını ve gözümüzün bu spektrumda sadece çok küçük bir dalga boyu aralığına (400-760 nanometre) duyarlı olduğunu, uzaktan algılama sistemlerinde ise tüm spektrumun kullanıldığını söyledi. Uzaktan algılama teknolojisi, gözümüzün arazide göremediği dalga boylarına da duyarlı olması sebebi ile maddeleri doğrudan belirleyebildiklerini söyledi. Kaymakcı şöyle konuştu:

“Uzaktan algılama sistemlerini laboratuar da kullandığınız deney aletlerini yaklaşık 800 km yüksekliğe çıkarıp aletin önüne bir teleskop yerleştirip uzaydan analiz yapmak şeklinde düşünebilirsiniz. Bu noktada en büyük problem atmosferin varlığıdır. Atmosferdeki gazlar yeryüzüne gelen ve geri yansıyan elektomanyetik spektrumu etkilemektedir, hatta bazı dalga boylarında enerjinin tamamını emerek her bir maddenin imzası olarak adlandırdığımız yansıma-soğurma grafiklerini bozmaktadır. İşte burada devreye biz giriyoruz. Bizim amacımız ve yaptığımız uygulamalar, her şeyden önce her türlü malzemenin yansıma-soğurma grafiklerini yani spektral imzasını belirlemek ve uydudan aldığımız görüntülerdeki atmosfer etkisiyle ortaya çıkan bozulma ve değişimleri değişik görüntü işleme teknikleri geliştirerek filtrelemek ve bu işlemi otomatik hale getirmektir. Böylece konunun uzmanı olmayan bir kişinin, bizim geliştirdiğimiz düzeltme algoritmalarını ve spektral imzaları kullanarak, yeryüzündeki malzemeleri belirleyebileceği ve haritalayabileceği dolayısıyla yeryüzü bilgisini kendi kendine üretebileceği bir hale getirmektir”.

Bu sistemin çok hızlı gelişen bir teknoloji olduğunu vurgulayan Süzen, artık herkesin bilgisayarında google earth gibi programlar olduğunu ve cep telefonlarından navigasyon yapıldığını anımsattı. Bu programlarda kullanılan görüntülerin de araştırmalarda kullanıldığını ama bu görüntülerin yüksek mekansal çözünürlükte ancak çok düşük spektral çözünürlükte görüntüler olduğuna dikkat çeken Süzen, bu görüntülerin, konunun uzmanı olmayan kullanıcılar için sadece güncel fotoğraflar olarak değerlendirildiğini ve normal renk kodlaması ile renklendirildiğini gerçekte ise haritalama yapabilmek için EMS’in insan sensörlerinin yani gözümüzün işlemediği bölgesinden bilgi alındığını, dolayısıyla bu renklerin var olmadığını sadece bilgisayarda yaratılan görüntüler olduğunu açıklayarak, şunları kaydetti:

“Biyolojik sensorlarımızın yani gözümüzün hiç görmediği bir alanda çalışıyorsak biz o malzemenin o alanda gerçekte ne renk göründüğünü hiç bilmiyoruz, sadece yansıma yüzdesini biliyoruz. Bu malzemenin ne olduğunu enerji yansıma-soğurma niteliğine göre (spektral imza) belirliyoruz ve bu sayıları kullanarak amaca göre bilgisayar ortamında renklendiriyoruz. Ayrıca, her hangi bir görüntü elemanında (piksel) bazen tek bir malzeme değil bir kaç malzeme bulunabilir, biz ayrıca bu tip alanlarda hangi minerallerin daha ağırlıklı olduğunun belirlenmesi için yöntemler geliştiriyoruz. Görüntüde bir piksele karşılık gelen alan uydunun karakterine göre değişebiliyor örneğin ASTER uydusundan isimize yarayacak bandların çözünürlüğü 30x30 m yani bir piksel arazide 900 m2 alana denk geliyor. Örneğin tek bir rakamla ifade edilen bir pikselden gelen yansıma verisinin (yani tek bir pikselin = 900 m2 alanın) yüzde kaçının boraks mineraline ait olduğunu belirlemeye çalışıyoruz. Böylece, yeterli yüzeysel yayılıma sahip olmayan mineralleri de belirlemeye çalışıyoruz. Bu verileri kullanarak bir jeolojik model oluşturup yer altında neler olduğunu, yer altının yapısını ve jeolojik mimarisini belirlemeye çalışıyoruz.



Süzen ve Kaymakcı uzaktan algılama teknolojilerinden deniz ve kara alanlarda doğal kaynakların belirlenmesi yanı sıra doğal afet konularında da yaralandıklarını belirttiler. Kaymakcı, uydu teknolojileri ve coğrafi bilgi sistemleri sayesinde deniz yüzeyindeki petrol sızıntılarını tespit edebildiklerini belirterek, bu tespit gemilerin denize bıraktığı atıklardan, doğal petrol sızıntılarının belirlenmesi ve petrol alanlarının tahmin edilmesine kadar geniş bir çalışma alanını içerdiğini vurguladı. Kaymakcı şöyle konuştu:

“Her hangi bir malzeme elektromanyetik spektrumun belli bir dalga boylarında yansıma ve emilme yarattığı için her yerde çalışabiliriz. Bu yöntem zaten astronomide yıldızların gözlenmesinde ve bir yıldızı oluşturan maddelerin tipi ve miktarının belirlenmesinde kullanılmaktadır. Bu sistemle bitki de haritalayabilirsiniz, mineral de, kirlilik te. Mesela uzaktan algılama teknolojileri kullanarak denize bırakılan gemi sintine sularını bulurken bu sintine suyunun hangi petrol havzasına ait olduğunu bile belirlemek mümkündür. Dolayısıyla doğal veya insan kaynaklı, deniz yüzeyindeki petrolün niteliğini belirlemek mümkündür. Bu petrolün kaynağı doğal bir sızıntı olabilir veya Türkiye, Irak, Hazar petrol havzalarından birine veya bir kaçına ait işlenmiş petrol olabilir. Zaten böyle bir projeyi hayata geçirmek için, Denizcilik Müsteşarlığı ile ilişki halindeyiz. Bu projeyi sistemli bir hale getirince denize petrol artığı bırakarak kirletenler anında tespit edilebilecek“

Süzen, kara alanlarda ise jeoloji mühendisliğinin amaçlarından biri olan harita yapma perspektifiyle çalıştıklarını belirterek, en büyük amaçlarının maddeleri çıkaracak olan petrol ve maden mühendisleri için jeolojik model geliştirmek olduğunu söyledi. Diğer çalışma alanlarından birinin doğal afetlerin ve bunların kaynaklarının haritalanması olduğunu kaydeden Süzen şöyle konuştu:

“Uydu teknolojileri ile fay ve heyelan özeliklerini algılamaya çalışıyoruz. Radar interferometri yöntemiyle belli bir bölgeyi belli bir zaman aralığında gözlemlerseniz o bölgedeki tektonik nedenlere bağlı enerji birikimini veya yüzey deformasyonunu belirleyebilirsiniz. Tam anlamıyla depremin ne zaman ve hangi büyüklükte olacağını bilemezseniz bile enerji birikimini haritalayarak nerede deprem olabileceğini ve depremi yaratan fay boyunca meydana gelebilecek ötelenmeyi dolayısıyla büyüklüğü tahmin edebilirsiniz. Heyelanlar da bizim çalıştığımız alanlardan birine giriyor. Türkiye’nin doğal afet risk haritası ya da envanteri henüz yok. İlkesel anlamda, hem doğal kaynakların yerini ve yayılımını belirleyecek metodolojileri geliştirirken afetle ilgili durumlar için envanter ve risk haritalarının hazırlanmasına katkı sağlayacak afet duyarlılık haritalarını uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri yardımı ile hazırlayabiliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bir başka örnek çalışma ise önemli koruma alanlarımızdan olan deltalarımızın zaman içerisinde nasıl değiştiğini modelleme amacını taşıyordu. Bu kapsamda Tübitak destekli projemizde Büyük Menderes deltasının son 50 yılda nasıl değiştiğini ve önümüzdeki 25 yılda ne şekil alacağını, nerelerde kıyı erozyonu olacağını, oradaki lagünlerin yok olup olmayacağını uzaktan algılama ve CBS ile modellemeye çalıştık.
Kısacası bütün bu doğal kaynaklar ve doğal afetler konularında yaptığımız çalışmalarla yeryüzündeki tüm çalışmaları hızlandırmak, kolaylaştırmak, ucuz ve erişilebilir hale getirmek ve aynı zamanda üretilen bilgilere ulaşılabilir hale getirecek teknolojileri geliştirmeyi amaçlıyoruz. “

Kaymakcı, jeolojik işlemler için her an görüntüye ihtiyaç olmadığını belirterek, jeolojik olaylardaki değişimlerin çok yavaş ve uzun süre içinde gerçekleştiğini vurguladı. Alınan bir görüntü üzerinde bin yıl boyunca çalışma imkanı olduğunu belirten Kaymakcı, önemli olanın amaca uygun görüntü kullanmak olduğunu söyledi. Kaymakcı, “klasik laboratuar teknikleri ile yapılacak ve 10 yıl sürecek bir çalışmayı biz uydudan çok rahat bir şekilde ve bir kaç saat ile bir kaç günde yapabiliyoruz. Böylece hangi mineralin nerde yoğunlaştığını tespit edip hedef küçültmeyi sağlıyoruz. Fakat bu uydudan maden buluyoruz demek değildir. Biz belli mineralleri haritalayarak belli jeolojik modele uyan alanları belirleyip, maden arama uzmanlarına veri sağlıyoruz. Bunun dışında kim biz uydudan altın madeni buluyoruz diyorsa amacını aşan şeyler söylüyordur. Uydu sistemleri, en azından şimdilik, sadece yüzeyde geniş alan kaplayan kömür, kil, jips, boraks gibi endüstriyel minerallerin haritalanmasında ve dolaylı olarak da altın, bakır gibi yüzeyde belli bir yayılım göstermeyen metalik minerallerin yüksek olasılıkla bulunabileceği alanların belirlenmesinde kullanılmaktadır” diye konuştu.

Kaymakcı ve Süzen sözlerini şöyle bitirdiler:

“Kısaca biz, bu uydu sistemlerinin herkesin kolaylıkla kullanabileceği bir hale gelmesi için programlar, yöntemler, algoritmalar geliştiriyoruz. Daha sonra istediğiniz görüntüyü bilgisayarınıza yükleyerek doğrudan bilgiye ulaşabileceksiniz. Diğer bir deyişle, tüm bu işlemleri bilgisayarda tek bir tıklama ile yapabileceğiniz bir buton haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, konunun uzmanı olmayan sizin bile altın, boraks veya demir gibi ekonomik minerallerin nerelerde olabileceği bilgisine ulaşabilmenizi sağlamaya çalışıyoruz”.

ozooo
06-29-2009, 01:10 PM
Sembol:Au
Atom numarası: 79
Atom ağırlığı: 196.96655 g/mol
Saf Altın kırmızımsı sarı renkli, özgül ağırlığı 19,3 gr/cm3, erime noktası 1063°C, kaynama noktası 2700°C olan, yumuşak, kolayca tel ve levha haline gelebilen bir metaldir.Elektrik iletkenliği Gümüşten azdır. Çok asal bir metal olup hava Oksijenine karşı dayanıklıdır, suda ve asitlerde çözünmez kuvvetli bazlardan etkilenmez, ancak Altın suyu denilen 1HNO3 + 3 HC1 de veya kompleks oluşturabilen Sodyum siyanür gibi tuzların çözeltilerinde çözünür.

Altın, kimyada Au sembolü ile gösterilen yumuşak, parlak sarı renkte metalik bir element. Altının parlak sarı rengi, asitlere karşı dayanıklılığı, doğada serbest halde bulunabilmesi ve kolay işlenebilmesi gibi özellikleri, insanların ilkçağlardan beri ilgisini çekmiştir. Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz alan çok ağır bir metaldir. Üstelik kolay kolay tepkimeye girmeyen çok kararlı bir element olduğu için havadan ve sudan etkilenmez. Bu yüzden hiçbir zaman paslanmaz, kararmaz ve donuklaşmaz. Bir başka özelliği de saf haldeyken çok yumuşak olmasıdır; bu nedenle kolayca dövülerek biçimlendirilebilir. Altın bütün bu özellikleriyle tarih boyunca en kıymetli metallerden sayılmıştır.

Bir gram altından üç kilometre uzunluğunda bir tel ve 10-5 santimetre kalınlığında levhalar yapılabilir. İnce tabakalar halinde iken mavi veya yeşil renkte görülür.Metalik altın genellikle nehir kumları arasında bulunur. Deniz suyu da 0,01 mg/m3 Altın içerir ve böylece bütün denizlerde toplam milyonlarca ton Altın bulunur.


Tarihçe :Tarihte bilinen kayıtlara göre Mısır hükümdarları zamanında M.Ö. 3200 yıllarında, altın darphanelerde eşit boyda çubuklar halinde çekilerek para olarak kullanıldı. Au Latince Aurum kelimesinden gelmektedir.

Peru’da M.Ö. 2000 yılına ait altın ziynet eşyaları kalıntılarına rastlanmış olup, Amerika kıtasındaki Aztekler ve İnkaların da altına tutkun oldukları bilinmektedir.

Altına önem veren eski medeniyetler arasında; Yunanları, İranlıları, Makedonyalıları, Asurluları, Sümerleri ve Lidyalıları saymak yerinde olur.

M.Ö. 550 yıllarında Lidya Kralı Krezos, altını para olarak (sikke) bastırmış ve altının para olarak basılması ile de ticaret artmıştır. Şehirler zenginleşmiş ve dünya yeni bir refah dönemine girmiştir.

Türk boylarında İskit ve Sormatların (M.Ö. 1000) milli kahramanları konu alan altın toka yapımında ileri oldukları bilinmektedir. Dördüncü ve dokuzuncu yüzyıl aralarında ise altın kase, vazo işçiliğinde en güzel örnekleri vermişlerdir. Bu eserlerden bir kısmı New York, Morgan kolleksiyonunda teşhir edilmektedir. Türkler müslümanlığı kabul ettikten sonra altından eşya yapımını azaltmışlardır. Altın eşyayı sadece süs olarak kullanmışlardır. Çıkarılan yerler: Antakya, Niğde, Balıkesir, Kütahya, Bursa, İzmir ve çevresidir.Dünyada ise Yeni Gine’de çıkartılır.

Bulunuşu :Altın, dünyanın geniş bir bölümünde düşük konsantrasyonlarda bulunur. Yer küresinin tahminen 0,001 ppm (milyonda bir)ini teşkil eder. Kalaverit (Au2Te4), silvanit (Au2Ag2Te6) ve krennerit (Au8Te6) mineralleri olduğu gibi bakır ve kurşun minerallerinde de eser miktarları bulunabilir. Volkanik kuvarsların içinde, akarsuların kumlu yataklarında toz ve külçe halinde bulunur

1-DEMİR (FE)
2-ALÜMİNYUM (AL)
3-ALTIN (AU)
4-BAKIR (CU)
5-TUNÇ
6-GÜMÜŞ (AG)
7-KURŞUN (SN)

SEYRANİ
06-29-2009, 07:59 PM
aslanlara bak agzınıza saglık
teşekkürler bu güzel çalışmalar için